Sitedeki Yeriniz : Ana Sayfa » Haberler » MEHMET AVŞAR ŞİİRLERİ

MEHMET AVŞAR ŞİİRLERİ

 Fotoğraf

ÖZLEM

Kısır Dağın eteklerinde anemon
Hoçvanlı kızlar yaylaya çıkıyor.
Sevdam gelde göğsüme kon.
Sabrım kalmadı ömür bitiyor.

Ardahan’da kaldım bu yaz,
Gelene gidene, seni sorarım,
Gel ey sevdiğim gelde etme naz.
Of! iflah olmaz yüreğim, yanarım

Gözlerin mavi miydi yoksa yeşil
Otuz yıl oldu koskoca otuz yıl
Benden kalan yüzünde ki esil
Hala ilk gün ki gibi pırıl pırıl ?

Seni yitirdiğim yerdeyim
Elli yaşına  girdim bu gün
Yoksun, yine sensiz evdeyim
Ve benim doğum günüm bu gün


Rus köprüsünde kelebekler
Muhteşem mi muhteşem
Ölüm ile dans ettiler ol melekler
Döküldü köprüye havadaki kurdeşen.
                             
                                      Mehmet Avşar

GÜNAH

Herkes kendi günahını taşır,
Kolayı görmez, zoru seçer,
Anlamaz hep kendiyle savaşır,
Beyaz dururken hep siyahı seçer.

CEHALET

Keşke bende becerebilsem düşünmemeyi,
Bırakabilsem kağıdı, kalemi,
Yalnızca sana sarsam aklımı,
İla da senin iklimininde sana,
Dinlesem buğday başaklarında,
Senin türkünü,
Gelebilsem, daha sesinden gün doğmadan,
Şafağın ilk ışıklarıyla düşsem yollarına,
Sonra kursam çilingir soframı bir köy çeşmesinde,
Son kasım çiçeği kurumadan,
Yalnızca sana;
Toplasam çiçeklerin bir cümlesini,
Bir bıraka bilsem sen hariç,
Bütün düşünmeleri.
M. Doğu Avşar


Herkes kendi günahını taşır,
Düz ovayı bırakır, yokuşu seçer,
Anı değil, zamanla yarışır,
Cenneti değil, cehennemi seçer.

Herkes kendi günahını taşır,
Ne olacaksın ne oldumun delisi,
Yarının teri bu gününkine bulaşır
Bu günün akılısı, dünün serserisi
Mehmet Doğu Avşar
14.10.2020


Seni çepere çıkartan ekmek,
Beni buraya getiren ekmek,
Aslan’ın ağzında, ekmek,
Ne diyorsun sen bu işe köpek?
MEHMET DOĞU AVŞAR

12.10.2020

Her hayır bir şerde gizlidir,
Her şer bir hayırda,
Her kes kaderini yaşar,
Bu inişli yokuşlu yolda.

Boşuna çırpınıp durma,
Üç kuruşsa nasibin,
Olmaz onbeş kuruş
Niye böyle diye sorma.

11.10.2020

Ava kaniya sahla xule xule,
Bırina dıle mın mezıne,
Aşe xırabe gunde mıne,
Ez dıkım bem ara meda çeme.

Hela mına çepe bırine,
Ware hela raste kes tınine,
Nızam çıma kele kinim,
İro ez pirr xemgîn im.

10.10.2020


O, güzel insanlardandı,
O, en güzel atlara binip gidenlerden.
Kıble rüzgarlarıyla gelen,
Sonbaharda bir yaprak gibi dökülen,

O, yerde ki karıncaya ulu bir nazarla bakan kadim geleneğin son çocuğu,
O, özel insan,
O, nesli tükenmekte olan,
Kelebeklerle akraba,
Uzun yaşamak haram.

Gelmesi, gitmesiyle kardaş,
Sevdalı bir kahraman,
Gülüşü başka,
Duruşu başka,
Herkes gibi değildi, elbet
Onun yarası başka,

Sabahın köründe kalkar,
Sesinde ki gizden, gün doğardı,
Dağ yamaçlarını bırakan anemonlar,
Onun bahçesinde gül açardı,
Onun hatırına, kan kırmızı.

Sert ve güçlüydü,
Ancak kelebek neslindendi,
Bir o kadar ince ve zarif,
Ve daha fazla kalamazdı,
Fıtrat;
İşte geldi işte gidecekti.

Ne kimseyi inciti,
Ne bir haram yedi,
Ne dünya ona doydu,
Ne biz, ne siz, ne onlar,
Tüy kadar hafif, ağrısız, zahmetsiz.

Ah! Güzel adam, vah! Güzel adam!
Bir daha yaratır mı? Bilmem,
Benim için seni,
Ol yüce Yaradan

Çalınır mı bir daha ağzıma, bir parmak bal gibi varlığı?
Yine olur muyum? Mesut ve bahtiyar ,
Yine olsa da kısa zaman,
Yine geçse de dünyada babam.
Mehmet Doğu Avşar

10.10.2020


ARDAHAN

Gittik Londra’ya ;
Derman aramaya,
Dediler ki:
‘Aradığınız şifa Ardahan balında oda bizde yok. ‘

Gittik Washington’a ;
Dedik ki,bir sandık yap bize çürümeyen cinsten olsun
Dediler ki;
‘O istediğiniz Göle çamından yapılır,
O da bizde yok. ‘

Gittik Paris’e ;
Dedik ki, bize bir sanat gösterin,
Buram buram Anadolu koksun,
Dediler ki;
‘O istediğiniz Damal Bebeklerindeki gizdedir. ‘
O da bizde yok. ‘

Gitik Madrid ‘e;
Dedik , öyle bir elma arıyoruzki içide dışı gibi kırmızı olsun.
Dediler ki;
‘O aradığınız Posof’da yetişir,
O da bizde yok. ‘

Gitik Roma’ya ;
Dedik, yarım saate bronzlaşmaya geldik,
Dediker ki;
‘O dediğiniz Çıldır Gölünde olur, o da bizde yok. ‘

Gitik Pekin’e;
Dedik, öyle bir kaz arıyoruz ki hem tüyü, hemde eti dilere destan olsun ,
Dediler ki;
‘O istediğiniz Hanak’ta yetişir ,
O da bizde yok

Gitik Moskova ‘ya;
Dedik bir kız arıyoruz, gözleri mavi, saçları saman sarısı olsun ‘
Dediler ki;
‘O aradığınız Hülya Avşar ‘dır. Hoçvan ‘da bulunur,o da bizde yok. ‘

Gittik dünyayı dolaştık durduk bir eşini daha bulamadık ey! güzel Vatan.
Ne güzel yaratmış meğer seni ol! Yüce yaradan!
Bir daha gelsem dünyaya, yine seni isterdim.
Seni ARDAHAN!

Mehmet Doğu Avşar (03,10,2020) İstanbul



En sevdiğim mintanım
Gün geldi parçalandı, sırtımda.
Şimdi bir el bezi oldu, mintanım
Yerleri temizliyor ayaklar altında

09.10.2020


Ne Guzel Sey Hatirlamak Seni
Kura nehrin köprüsünde
Ve yaşım kırkı geçmişken,
Sana tahtadan bişeyler oymalıyım
Nazım'ın memleketinden.
Seni düşündükçe cancağızım,
Gül bitiyor gül bitiyor, kadrajımda.


Çalışmak güzel şey,
Çalışmak, pasını alır demirin,
Çalışmak, huzurlu alınteri,
Çalışmak, güzel yarınlar için.
Çalışmak, kanatlarında zamanın,
İçine sinmesidir içilen bir  çayın,
Çalışmak, alır götürür, kalbin kirini.
Sema  Kavs-i mutalsam iksirini,
Çalışmak, gizemli hayal ülkesi,
Düşürür insanın içine bir karanfil,
Çalışmak, içimizdeki büyük sevda
İnce belini saran kemerdeki sırma
Çalışmak,  sabahın köründe,
Beberekli çiftçilerden kalan öğreti,
Herşeyin en alasından biraz,
Ve babamdan kalan en büyük miras,
Mehmet Doğu Avşar (02.01.2021)





TREN
MEMET AVŞAR
İlk çiğdemle gel
Sonra bir düdük öttür,
Alem tren görsün,
“Ne var ki “ deme, “Ardahan’da”
Gözün seveyim, ne var? deme,
Kaybedip bulmaktan da güzel?
Bir el yağmurla dokunacak kadar omuzuna,
Bir ceylanın pınara inişi kadar güzel,
O, dünyada ki  iki kapılı bir han
O, yüzümün  çizgelerinde ki Ardahan!
İstediğinle çık  yollara
Gitme hiç istemediğinle
Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar
Bir tren sesi duymaya hasret bırakma,
Ekilip, biçilecek topraklarda yüklenecek buğdaylar,
Çimentolar, demirler, tuğlalar,
Turistler gelecek masal diyarına,
Beni bunda mahrum bırakma.
Çok görme gözün seveyim,
Ardahan yolu benzer hem uzun,
hem de güzel bir masala!
Yan yana gidip de bir süre
Ayrı yönlerde uzaklaşan
Edirne’de, Ardahan’a
“Ardahan’a giderken,
Bir gece bir tren penceresinde
Saatlerce konuştum bir kızla." dedi biri
Ve tam sırasında tren düdüğünün
Unutulmuş  topraklara ayak basmanın,
Ve tam sırası şimdi,
akşam tren raylarına yağmur yağmanın.
.
Güzel tren, garip tren?
Sesinde kara  duman yükselir,
Düdüğün pek acı geldi,
Size bu akşamı hazırladım
Ayıp mı ettim ne dersin?

31.01.2021



Hülyalarımda gözü yaşlı yar,
Götürdüm bastona anlıma,
Ben yaşlı ruhlu çocuk ihtiyar,
Kalakaldım öyle yol ortasında,
Yordu  beni kalbim ile  aklım
arasındaki yokuş
beni bir o anlar, köyler arasında,
İsmi  haritada silinmiş küskün Tokuş.


Ne hayatlar yeşerdi avucumda,
Dört nala koşan atlar sırtında,
Ne çocuklar büyüttüm, posta posta,
Hayatım kaydı gitti  boşu boşuna.

Koca dünya,  tek bir gülden vazgeçtim,
Bir tutam ot bile vermeyen çölden hayat,
Ben senin kuşunun kanatlarını mı yoldum?
Beni bir tek gün bile güldürmedin,

Bendim o, on beşinde babasız kalan,
Bendim, sancılı doğumlarda, tan atışında.
O eski adamlar  şerefine yemin et,
Ben sana ne yaptım ey hayat.

Bir sonbahar günü, dökülen yaprak değil,
Saçları taze toprak kokan babam,
Bu erken gitmeler nedendir? Bu acelen ne?
Sen miydin gerçekten, bu dünyadan geçen?

03.02.2021



Ve ben en çok kendimi sevdim,
Ve eğilip öptüm yanaklarımda,
Doğu Güneşi karartmış biraz,
Ama sağlam solumdaki cevahir.
Benim geçtiğim yoları sevdim,
Kartal uçurtuğum, kayalıkları,
Babamdan kalan son gülüşümü,
Ve sevdim ona benzeyen yanımı.
Ve ben en çok kendimi sevdim,
Çok sevdiğim Babamdan dolayı

02-03-2021





Ağır ağır çıkardım o yokuşu,
Bir seni düşünüyordum,
Birde çıkacağım Tokuş’u.
“Silinmeyeydi haritada” diyordum,

Bizim tarlalara giden yollar dardı,
Yaşım henüz sekiz yada  dokuz,
Sırtımda ırgatların öğleliği,
Önümde koskocaman  bir yokuş,
Güneş tepede sövüp, sayıyor,
Bir arada bir,  bir rüzgar esiyor,
Anamın elleri gibi saçımı okşuyor.

Seni unuttum sanma,
Saçının kıvrımına aşık olduğum,
Koynunda, sıra sıra  güller dizili,
Seni öyle bir özledim ki sorma,

Nergiz yaprağı olmaya devam et,
Çiğ damlası olur, gelirim her sabah,
Yüreğim çöl olmuşta ne çıkar,
Yeter bana gördüğüm serap,
Yeter, bana seni hatırlayacak kadar.

Mehmet Doğu Avşar
(06.02.2021)


GUDUBET
Fotoğraf
Ve hey yerküreyi cehenneme çevirenler,
Kaç milyon yıl daha burdasınız?
Bütün kavramların en zelili,
Bu insanlık nedir elinizde çektiği?

Ve sen ey kibir;
Lanetlemenin sebebi oldun, yinede utanmaz mısın?
Elindeki ile yetinmeyen sen;
Cenneten kovuldun dersini almaz mısın?
Ya sen ey! Haset;
Kardeş katili oldun yinede utanmaz mısın?
Siz üçünüz, dünün derdi,
Bu günün derdi,
Korkarım ki yarının derdi.

Öyle yıkıcısınız, öyle rezil, öyle derbeder, öyle tüküresi.
Verane etiniz dünya evini.
Size rağmen yaşamak,
Öyle güzel, öyle güzel ki!

Mehmet Doğu Avşar
14.03.2021


Sana rastlamışım yıllar sonra,
Bunu bana yapma,
Bırak derinlerinden boğulayım,
Böyle iyiyim  kurtarma,
Etme, yabanın en vahşi ceylanı
Yoruldum,  kovalamaktan,
Bir anemonun, yaprağında,
Bir çiğ damlasında, seni aramaktan.

Uzağımdaki en yakınım, yapma
Senin için süslendi bu gece tüm kelimelerim,
Dünyanın bütün bahçıvanları,
Kamyon kamyon taşıyor ülkene senin,
Tüm çiçeklerini dünyanın,
Beni ele güne  mahçup etme.


Bana nisan yağmuru ol da gel,
Dağ çiçeği, yaban gülü, asi kız,
Yürüdüğün tüm  yollar dikenli,
Bırak merhem olayım, gizli yarana,
Bırak yüreğine su serpeyim.

Sen adını koyamadığım,
Ben eski zaman çocuğuyum,
Sen ılık bir yaz gecesi gibi uzak,
Ben Zemherinde bahçene konmuşum,
Bize yazık etme,
Yasaklarından sıyrıl da gel.

Ne ara tanıdım,
Ne ara aynı sofraya oturduk,
Gözündeki bir damlaya
Ne ara şehirleri yaktım.
Ne ara koştum peşi sıra,
Bahar kokulu sabahlarda,

Bir gün gelirsek göz göze,
Aksayan ruhumla,
Doğarsa bu beden sende yenide,
Elbet olacak sana bir sözüm,
Ve o gün verirsem son nefesimi,
Bil ki boğulmuşum ummanında.

24 mart 2021


04:55, 25.08.2020


Haber Yorumları

DOĞU GÜNEŞİ GAZETESİ ARDAHAN'DA GÜNLÜK YAYIN YAPAN MÜSTAKİL VE SİYASİ BİR GAZETEDİR. İLETİŞİM; SAHİBİ VE GENEL YAYIN YÖNETMENİ MEMET AVŞAR; 05414757500