Bir Nesil Telefonlara Yenildi
Haber/Yorum: Mehmet Avşar
Bir zamanlar sokaklardan çocuk sesleri yükselirdi.
Mahalle aralarında top oynayan çocuklar, kapı önünde sohbet eden komşular, akşam olunca birbirini evine çağıran insanlar vardı. Şimdi ise aynı sokaklar sessiz… Çünkü artık herkesin başı bir ekrana eğilmiş durumda.
Teknoloji elbette hayatın bir gerçeği. Telefonlar, internet ve sosyal medya doğru kullanıldığında insan hayatını kolaylaştırıyor. Ancak bugün gelinen noktada teknoloji, insanın hizmetkârı olmaktan çıkıp adeta efendisi hâline dönüşmüş durumda.
Aynı evin içinde yaşayan insanlar artık birbirine bakmadan saatler geçiriyor. Anne başka ekranda, baba başka dünyada, çocuk ise tamamen sanal bir evrenin içinde büyüyor. Sofralarda konuşmalar azaldı, göz teması kayboldu, muhabbet yerini sessiz kaydırmalara bıraktı.
Bir nesil artık hatıra biriktirmiyor; sadece içerik tüketiyor.
Eskiden insanlar bir büyüğünün dizinin dibine oturup hayat öğrenirdi. Şimdi ise gençler hayatı kısa videolardan öğrenmeye çalışıyor. Oysa ekran bilgi verir ama karakter vermez. Telefon bağlantı kurar ama aidiyet oluşturmaz. İnsan ruhunu büyüten şey; dokunmak, hissetmek, yaşamak ve paylaşmaktır.
Köy odalarında anlatılan hikâyelerin yerini artık birkaç saniyelik videolar aldı. Uzun sohbetlerin yerini emojiler, dost meclislerinin yerini sanal odalar doldurdu. İnsanlar kalabalıkların içinde daha yalnız hâle geldi.
Belki de en büyük kaybımız zaman oldu. Çünkü insanlar artık yaşamıyor; sürekli yetişmeye çalışıyor. Hayaler hep erteleniyor, yapılacak işler başka zamanlara bırakılıyor ve günün telaşı bir sonraki günün terine bulaşıyor. Herkes bir şeylere bakıyor ama kimse gerçekten görmüyor.
Bu yüzden mesele sadece telefon değil…
Mesele; insanın yavaş yavaş kendi ruhundan uzaklaşmasıdır.
Ve belki de en acı tarafı şu:
Bir gün telefonlar kapanınca insanlar birbirine yeniden nasıl konuşacağını bile hatırlayamayacak.