BİZDEN OLSA BİLE HAKSIZIN YANINDA DURMAYIZ!
Yıllardır bize “yandaş gazeteci” diyerek hakaret edenlere bugün bir kez daha sesleniyorum:
İyi bakın!
AK Parti içerisinde bir isim hakkında yolsuzluk iddiaları gündeme geldiğinde ne oldu?
O isim partisinden istifa etti.
Peki, yıllardır “yandaş” diye yaftaladığınız gazeteciler ne yaptı?
Kalkıp o kişiyi savunmadılar. Tam tersine, “İddialar bütün yönleriyle araştırılsın, suç varsa hesabı sorulsun, gerekiyorsa mal varlığına tedbir konulsun, yargı önünde hesap versin” dediler.
Çünkü bizim anlayışımız açık:
Suçlu kim olursa olsun, hesabını vermelidir.
Bizden olan biri hakkında ciddi bir iddia varsa, “Bizim adamımızdır, dokunmayın” demeyiz.
Tam tersine;
“Araştırın, soruşturun, yargı önüne çıkarın. Suçu varsa cezasını çeksin.” deriz.
Peki siz ne yapıyorsunuz?
16 yaşındaki kız çocuğunu taciz eden belediye başkanının peşinden gittiniz, “Yalnız değilsin başkan” dediniz.
Hakkında ağır iddialar bulunan bazı siyasetçileri, daha yargı süreci tamamlanmadan adeta dokunulmaz ilan ediyorsunuz.
Siz, İstanbul'u soyup soğana çeviren, hakkında 2.500 yıl ceza alması için iddianame bulunan birine adeta tapıyorsunuz.
Hatta ikinci Atatürk ilan ettiniz.
Hâlâ peşinden gidiyorsunuz.
Hakkındaki iddiaları gündeme getirenlere saldırıyor, soruşturma ve yargı süreçlerini “siyasi operasyon” diye nitelendiriyor, kendi siyasi mahallenizden gelen eleştirileri bile susturmaya çalışıyorsunuz.
Daha da çarpıcı olanı şu:
Siz, sevgilisini oğluna gelin yapan gavatın peşinden gittiniz,
“Yalnız değilsin başkan” dediniz.
Siz, dört tane 20'lik sevgilisi olan ahlaksız belediye başkanının peşinden gittiniz,
“Yalnız değilsin başkan” dediniz.
Ahlaki ve siyasi açıdan tartışmalı iddialar karşısında gösterdiğiniz tepki, kişinin hangi partiden olduğuna göre değişiyor.
Bizim itirazımız tam da buna.
Bir insanın siyasi kimliği, hakkındaki iddiaların araştırılmasına engel olmamalı.
Bir belediye başkanı, milletvekili, bakan, gazeteci veya parti yöneticisi…
Kim olursa olsun!
Hukuk karşısında herkes eşit olmalı.
Bizim ölçümüz budur.
Biz, “Bizim adamımız” diyerek yanlışın üzerini örtmeyi reddediyoruz.
Çünkü bizim için dava, şahıslardan büyük.
Partiler gelir geçer, makamlar değişir, isimler değişir.
Ama adalet duygusu kaybolursa geriye hiçbir şey kalmaz.
Bugün bir AK Partili hakkında iddia ortaya atıldığında “Sonuna kadar soruşturulsun” diyebiliyorsak, yarın başka bir partiden biri hakkında aynı iddialar ortaya çıktığında da aynı şeyi söyleyebilmeliyiz.
Asıl mesele budur.
Çünkü ahlak, sadece rakibimize karşı kullanılacak bir sopa değildir.
Ahlak, önce kendi mahallende sınanır.
Bizim farkımız burada.
Bizden olan haksızsa, karşısında dururuz.
Bizden olan yolsuzluk yapmışsa, hesabını vermesini isteriz.
Bizden olan suç işlemişse, hukuk önünde yargılanmasını savunuruz.
Çünkü “Bizim adamımız” demek, yanlışın üzerini örtmek için bir mazeret değildir.
Siz ise siyasi kamplaşmayı öylesine büyüttünüz ki, bazı isimler hakkında ortaya atılan ağır iddiaları bile sadece “Bizimkiler ve onlarınkiler” penceresinden değerlendiriyorsunuz.
Oysa hukuk, parti rozetiyle çalışmaz.
Vicdan, seçim sonucuna göre değişmez.
Ahlak, siyasi görüşe göre şekil almaz.
Ve adalet…
Adalet herkes içindir.
Bizim söyleyeceğimiz söz de budur:
Biz, bizdeki haine, hırsıza, yolsuza, ahlaksıza; babamızın oğlu olsa bile sahip çıkmayız.
Varsa suçu, soruşturulsun.
Varsa delili, ortaya konulsun.
Varsa mağduru, hakkı teslim edilsin.
Varsa suçluluğu, hukuk gereğini yapsın.
Ama aynı hassasiyeti karşı mahalle için de göstermek zorundayız.
Çünkü memleketi kurtaracak olan şey, “Bizimkine dokunma” anlayışı değil;
“Kim yanlış yaparsa yapsın, hukuk gereğini yapsın” anlayışıdır.
Bizi yıllardır “yandaş” diye yaftalayanlara son sözümüz:
Bizim sadakatimiz şahıslara değil, inandığımız değerlere ve adalet duygusuna yöneliktir.
Bir gün bizim mahallemizden biri yanlış yaparsa onu da eleştiririz.
Bir gün bizim mahallemizden biri suç işlerse, onun da yargılanmasını isteriz.
Çünkü gerçek sadakat, yanlışı savunmak değildir.
Gerçek sadakat, yanlış yapanı uyarmak ve hesabını vermesini istemektir.
Sizin Aliler, Veliler, Özkanlar, Tanjular, Özgürler, Ekrem'ler hakkında binlerce iddia varken, mahkemelerde yargılanırken siz onlara sahip çıkıyorsunuz.
Üstelik onları ihbar eden, suçlu olduklarını İddia edip şikâyet eden ve itirafçı olanlar da sizden olduğu halde, siz bu müptezellere sahip çıkıp destekliyorsunuz.
Mesele tam olarak budur.
Sizinle bizim aramızdaki fark da burada başlar.
Sizlerin tek bir derdi var.
Tıpkı Netanyahu gibi, Erdoğan yeter ki gitsin de ne olursa olsun.
“Size Erdoğan'ı yedirirsek”
Bize de, “Yazıklar olsun"
Mehmet Avşar
Doğu Güneşi