Neden mi Çeyrek Asır?
Mehmet Avşar/ Gazeteci-Yazar
Dün akşam Cumhuriyet resepsiyonundaydık.
Salon kalabalıktı. Masalarda insanlar toplanmış, bir yandan sohbet ediyor, bir yandan Cumhuriyet’in anlamını ve ülkenin gündemini konuşuyordu. Protokol de oradaydı, siyasetçiler de…
Fakat salonda dikkatimi çeken bir kişi vardı.
Yerinde duramıyordu.
AK Parti’nin yeni Ardahan İl Başkanı Hasan Şenel…
Şenel, masasında oturup kendisine gelenleri beklemek yerine salonu dolaşıyor, tek tek masalara uğruyor, insanlarla tokalaşıyor, kucaklaşıyor, hal hatır soruyor, gülümsüyor ve herkesle birkaç dakika da olsa sohbet etmeye çalışıyordu.
Belki küçük bir ayrıntı gibi görünebilir.
Ama siyasette bazen büyük fotoğraf, işte bu küçük ayrıntıların içinde saklıdır.
Çünkü insanlara dokunmadan siyaset yapılmaz.
Vatandaşın elini sıkmadan, derdini dinlemeden, gözünün içine bakmadan, onunla aynı masada oturmadan ve gerektiğinde onunla dertlenmeden uzun soluklu bir siyasi hareket inşa etmek kolay değildir.
Şimdi soruyorlar:
“AK Parti nasıl oluyor da çeyrek asırdır iktidarda kalabiliyor?”
Bence cevabın önemli bir bölümü burada.
Çok basit…
İnsanlarla temas.
AK Parti’nin siyasi geleneğinde, teşkilatın vatandaşın içinde olması gerektiği anlayışı önemli bir yer tutuyor. İl başkanından ilçe başkanına, milletvekilinden belediye başkanına kadar teşkilat mensuplarından beklenen, sadece protokolde görünmek değil; sokağa çıkmak, insanın yanına gitmek ve insanı dinlemek.
Dün akşam resepsiyonda bunun küçük ama anlamlı bir örneğini gördük.
Salonda başka siyasi partilerin temsilcileri ve yöneticileri de vardı.
Ancak bazıları kibirde burunların ucunu bile göremediklerine şahit oldum, bazıları kendi çevresinden dışarı çıkmıyor, protokoldeki üst düzey isimlerle görüşme telaşı içinde bulunuyor, kendi yakınlarıyla sohbet etmekle yetiniyordu.
Elbette herkesin siyaset yapma biçimi farklıdır.
Fakat vatandaş siyaseti sadece protokol fotoğraflarından okumuyor.
Vatandaş, kendisine kim dokunuyor ona bakıyor.
Kim kapısını çalıyor?
Kim derdini dinliyor?
Kim telefonuna cevap veriyor?
Kim bir cenazesinde yanında oluyor?
Kim düğününde, hastalığında, sevincinde ve sıkıntısında yanında duruyor?
Asıl mesele burada.
AK Parti’nin uzun yıllardır teşkilat siyasetine verdiği önem de biraz buradan okunmalı.
Bu, sadece Hasan Şenel’in meselesi değil.
Yıllardır AK Parti teşkilatlarında görev yapan birçok isim, vatandaşa ulaşmayı, insanlarla iç içe olmayı ve teşkilatın kapısını herkese açık tutmayı siyasi bir görev olarak gördü. İstisnalar hariç söz verdikleri zaman ne pahasına olursa olsun mutlaka yerine getirtirler.
Çünkü siyaset, insanın üzerine çıkmak değil; insanın yanına inmektir.