Sitedeki Yeriniz : Ana Sayfa » Haberler » Cumhuriyet’ten Günümüze Türkiye ‘nin Dolandırıcılar Kronolojisi

Cumhuriyet’ten Günümüze Türkiye ‘nin Dolandırıcılar Kronolojisi

 Fotoğraf

Cumhuriyet’ten Günümüze Türkiye ‘nin Dolandırıcılar Kronolojisi

Haber: Mehmet Avşar

Türkiye’de kamuoyunu sarsan ve ekonomi tarihinde derin izler bırakan büyük dolandırıcılık vakaları, zaman içerisinde yöntem değiştirse de temelde hep aynı zaafı —kısa yoldan yüksek kazanç elde etme ve güven ilişkilerini istismar etme güdüsünü— hedef almıştır.
Klasik sokak dolandırıcılığından modern kripto para ve dijital finansal manipülasyonlara uzanan bu süreci, profesyonel bir bakış açısıyla kronolojik olarak derledik.
1. Sokaktan Başlayan İkna Sanatı: Sülün Osman Dönemi (1950 - 1960'lar)
Türkiye’nin ilk "efsanevi" figürlerinden biri olan Osman Ziya Sülün (Sülün Osman), 1950 ve 60’lı yıllarda ülkenin hızla kentleşen yapısını fırsata çevirdi. İkna kabiliyetini kullanarak İstanbul’a yeni gelen taşralıların saflığını suistimal etti.
Yöntem: Galata Kulesi, Boğaz Köprüsü, tramvaylar, şehir hatları vapurları ve saat kuleleri gibi kamusal alanları ve araçları şahsi mülkü gibi göstererek "satış" veya "kiralama" gerçekleştirdi.
Sonuç: Net olarak ne kadar haksız kazanç sağladığı hiçbir zaman tespit edilemedi; ancak Türk sinemasına ve mizahına konu olan klasik dolandırıcılık tipolojisinin ilk örneği olarak kayıtlara geçti.
2. Finansal Serbestleşmenin İlk Kurbanları: Banker Kastelli Skandalı (1980 - 1982)
1980’li yılların başında Türkiye ekonomisinin dışa açılması ve finansal serbestleşme adımları, beraberinde denetimsiz bir piyasa boşluğu getirdi. Cevher Özden (Banker Kastelli), bu dönemin en büyük aktörü oldu.
Yöntem: Bankaların vadettiği faiz oranlarının çok üzerinde, ekstrem faiz getirileri sunarak halktan mevduat topladı. İnsanlar bankalardaki paralarını çekip Kastelli'ye yatırmaya başladı.
Sonuç: 1982 yılında sistemin tıkanmasıyla Kastelli battı. Bu çöküş, on binlerce tasarruf sahibini mağdur ederken Türkiye finans tarihinin en büyük likidite ve güven krizlerinden birine yol açtı.
3. Çok Katmanlı Pazarlamanın Doğuşu: Titan Saadet Zinciri (1997 - 1998)
90'ların sonuna gelindiğinde dolandırıcılık yöntemleri kurumsallaşmaya ve şebekeleşmeye başladı. Kenan Şeranoğlu tarafından kurulan Titan Saadet Zinciri, Türkiye’yi "Ponzi Şeması" ile tanıştırdı.
Yöntem: Herhangi bir reel mal ya da hizmet üretimi olmadan, sisteme dahil olan her yeni üyenin getirdiği katılım bedeli üzerinden eski üyelere ödeme yapılması esasına dayanıyordu. Şov dünyasını andıran lüks partilerle sisteme güven aşılandı.
Sonuç: Çark durduğunda sistem çöktü. 1998 yılında yapılan operasyonlarla yöneticiler tutuklandı; geride on binlerce finansal mağdur kaldı.
4. Devlet Kademesine Sızan Manipülasyon: Selçuk Parsadan (1995 - 1996)
Türkiye’nin siyasi çalkantılar yaşadığı 90'lı yıllarda, devlet bürokrasisinin açıklarından faydalanan en dikkat çekici isim Selçuk Parsadan oldu.
Yöntem: Kendisini emekli general ya da devlet yetkilisi olarak tanıtıp, dönemin Başbakanı Tansu Çiller’i telefonla arayarak "örtülü ödenekten" para talep etti.
Sonuç: Parsadan, devletin en gizli kasası olan örtülü ödenekten yaklaşık 5,5 milyar Türk Lirası (dönemin kuruyla yüksek bir meblağ) almayı başardı. Olay, "Devlet bile dolandırıldı" başlıklarıyla uzun yıllar siyasi tartışmaların odağında kaldı.
5. Sınır Aşan Vaatler: "Jet Fadıl" (Fadıl Akgündüz) Dönemi (1998 - 2010'lar)
Yatırım projelerini milliyetçi ve muhafazakar söylemlerle harmanlayan Fadıl Akgündüz (Jet Fadıl), geliştirdiği projelerle geniş kitlelere ulaştı.
Yöntem: "İmza" adlı yerli otomobil üretimi vaadi, lüks devre mülk projeleri (Caprice Gold) gibi büyük yatırımlarla özellikle yurt dışındaki gurbetçilerden ve muhafazakar kesimden yüksek paralar topladı. Sadece Almanya'daki gurbetçilerden yaklaşık 450 milyon Alman Markı topladığı iddia edildi.
Sonuç: Taahhüt edilen projelerin neredeyse hiçbiri tamamlanmadı. Akgündüz, nitelikli dolandırıcılık suçlamalarıyla defalarca yargılandı ve ceza aldı.
6. Dijital Oyunla Gelen Vurgun: Çiftlik Bank (2016 - 2018)
Teknolojinin gelişmesiyle dolandırıcılık sanal dünyaya taşındı. Mehmet Aydın ("Tosuncuk"), bir mobil oyun platformunu devasa bir Ponzi şemasına dönüştürdü.
Yöntem: Kurduğu "Çiftlik Bank" oyunu üzerinden sanal hayvan satın alan kullanıcılara, bu yatırımların gerçek tesislerde (çiftliklerde) değerlendirilerek yüksek reel kar payı olarak döneceği vadetti.
Sonuç: Yaklaşık 77 bin kişiden 1 milyar TL'ye yakın para toplandı. Mehmet Aydın yurt dışına kaçtıktan sonra Interpol aramasıyla uzun süre kaçak yaşadı, ardından Türkiye'ye iade edilerek yargılanmasına başlandı.
7. Kripto Paranın Karanlık Yüzü: Thodex Skandalı (2021)
Finansal teknolojilerin en modern ve denetimsiz alanı olan kripto varlıklar, Türkiye tarihinin en hızlı ve en büyük dijital vurgunlarından birine zemin hazırladı.
Yöntem: Faruk Fatih Özer tarafından kurulan yerli kripto para borsası Thodex, agresif reklam kampanyaları ve ünlü isimlerin desteğiyle yüz binlerce kullanıcıyı bünyesine çekti.
Sonuç: 2021 yılında borsa aniden işlemleri durdurdu. Yaklaşık 390 bin aktif kullanıcının kripto varlıkları buharlaştı. Arnavutluk'a kaçan Özer, iade edilerek Türkiye'de rekor hapis cezalarına çarptırıldı.
8. Ünlü Mağdurlar ve Modern Ponzi: "Ponzi Mine" ve "Türbülans Çiğdem" (2020'ler)
Sosyal ağların ve seçkin çevrelerin hedef alındığı butik dolandırıcılık modelleri de yakın dönemde öne çıktı.
Mine Mumcu ("Ponzi Mine"): Sanat, spor ve cemiyet hayatından tanınmış isimleri (Semih Erden, Sinan Akçıl, Burcu Kıratlı gibi) yüksek kar vaadiyle bir araya getirerek yaklaşık 35 milyon TL'lik usulsüz fon topladığı iddiasıyla adli makamların konusu oldu.
Çiğdem İlgün ("Türbülans Çiğdem"): Havacılık sektöründeki uçak türbülansını önleyen bir mikroçip geliştirdiğini iddia ederek, bu hayali teknoloji projesine yatırımcılardan yaklaşık 100 milyon TL fon topladı; ancak ortada ne çip ne de teknoloji olduğu anlaşıldı.
Beril ve Kıvanç Talu: Reklam ve sosyal medya sektöründeki networklerini kullanarak çevrelerinden "reklam projesi yatırımı" adı altında yaklaşık 150 milyon TL topladıktan sonra yurt dışına kaçtılar, ancak ülkeye dönüşlerinde tutuklandılar.
9. Güncel Dosya: AHBAP ve Haluk Levent Soruşturması (2026)
Son olarak Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye gündemine oturan ve hukuki süreci devam eden adli dosyalardan biri de sanatçı Haluk Levent ve kurucusu olduğu AHBAP Derneği yöneticilerine yöneliktir.
İddialar: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada; dernek hesaplarından yaklaşık 120 milyon TL'nin kişisel hesaplara aktarıldığı, 2020-2026 yılları arasında toplanan bağışların bir kısmının yasal/yasa dışı bahis platformlarında (yaklaşık 990 milyon TL'lik işlem hacmi ve 390 milyon TL kayıp iddiası) kullanıldığı ve usulsüz çek-senet işlemleri yapıldığı öne sürülmüştür.
Savunma: Haluk Levent emniyetteki ifadesinde usulsüzlükleri kabul etmiş ancak bunun bir "yolsuzluk" olmadığını, yüksek borçluluk nedeniyle AHBAP çek ve senetlerini teminat olarak kullandığını, şahsi borsadaki işlemlerinden ötürü borçlandığını fakat dernekten hiçbir zaman doğrudan para aktarıp oynamadığını savunmuştur. Davaya ilişkin soruşturma ve adli süreç halihazırda devam etmektedir.


21:26, 17.07.2026

Haber Fotoğrafları


Haber Yorumları

DOĞU GÜNEŞİ GAZETESİ ARDAHAN'DA GÜNLÜK YAYIN YAPAN MÜSTAKİL VE SİYASİ BİR GAZETEDİR. İLETİŞİM; SAHİBİ VE GENEL YAYIN YÖNETMENİ MEMET AVŞAR; 05414757500