Dava Adamlarını Korumak da Davaya Sahip Çıkmaktır
Mehmet Avşar
Siyasette görev değişiklikleri olağandır. Ancak bazı ayrılıklar vardır ki sadece teşkilatları değil, toplumun geniş kesimlerini de düşündürür. AK Parti Ardahan İl Başkanlığı görevinden ayrılan Hakan Aydın’ın ardından yaşanan süreç de bunlardan biri oldu.
Yaklaşık 20 yıllık gazetecilik hayatım boyunca sayısız siyasi toplantıyı takip ettim. Farklı partilerden, farklı anlayışlardan birçok siyasetçiyi dinledim. Fakat Hakan Aydın’ın görevden ayrılması kadar Ardahan kamuoyunda şaşkınlık oluşturan çok az olaya tanıklık ettim.
Görev yaptığı süre içerisinde düzenlediği halk buluşmalarından birine bizzat katıldım. Salonda yalnızca AK Parti teşkilat mensupları yoktu. Farklı siyasi görüşlere sahip vatandaşların da toplantıya ilgi gösterdiğini gördüm. Hatta bazı vatandaşlar açıkça, “Biz farklı partilere gönül vermiş olabiliriz ama sizin samimiyetinize ve dürüstlüğünüze inanıyoruz.” diyordu. Siyasette güven kazanmak kolay değildir. Hele ki bunu sadece kendi seçmeninizden değil, farklı görüşteki insanlardan da görmek ayrı bir değerdir.
Hakan Aydın’ı tanıyanların en çok dile getirdiği özellik; dürüstlüğü, ilkeli duruşu ve davasına olan bağlılığıydı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan sadakatini her platformda açıkça ifade eden, teşkilat çalışmalarını sahaya taşıyan bir il başkanı profili çizdi. Görev süresinde partisine en fazla yeni üye kazandıran il başkanlarından biri olması da bunun somut göstergelerinden biri olarak hafızalarda yer etti.
Bugün hâlâ kulaklarımda çınlayan bir konuşması var:
“Başta ben olmak üzere, belediye başkanlarımız, ilçe başkanlarımız ya da partimizde görev yapan kim olursa olsun; işini iyi yapmıyorsa, yanlış işler peşindeyse mutlaka yakasına yapışın, hesabını sorun.”
Bu sözler, makamını korumaya çalışan bir siyasetçinin değil; hesap vermeye hazır bir dava insanının sözleriydi.
Elbette siyasi partilerde görev değişiklikleri, değerlendirmeler ve yeni görevlendirmeler tamamen parti yönetimlerinin takdirindedir. Bunun gerekçelerini en doğru şekilde yine ilgili organlar bilir. Ancak sahadaki toplumsal karşılığı da görmezden gelmemek gerekir. Çünkü siyaset sadece teşkilat odalarında değil, vatandaşın gönlünde de şekillenir.
Bugün Ardahan’da konuşulan en önemli konulardan biri, Hakan Aydın’ın yeniden görev almasını isteyen ciddi bir toplumsal beklentinin oluşmuş olmasıdır. Bu beklenti doğru ya da yanlış olabilir; ancak varlığı inkâr edilemez. Siyasetin görevi de bu sesi sağlıklı şekilde değerlendirebilmektir.
Hiç kimse ne partisinden ne de devletinden büyük değildir. Aynı şekilde hiçbir makam da kalıcı değildir. Kalıcı olan; geride bırakılan güven, samimiyet ve hizmet anlayışıdır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ve dünyanın yoğun gündemiyle mücadele eden bir liderdir. Uluslararası diplomasi, ekonomi, güvenlik ve bölgesel krizler arasında son derece ağır bir sorumluluk taşımaktadır. Böyle bir tabloda yerelde yaşanan her gelişmenin en sağlıklı şekilde, eksiksiz ve objektif olarak ilgili makamlara ulaştırılması büyük önem taşır. Teşkilatların görevi de tam olarak budur.
Siyasi rekabet elbette olacaktır. Farklı değerlendirmeler de yapılacaktır. Ancak kişisel hesapların, dedikoduların veya eksik bilgilerin dava bilincinin önüne geçmesine hiçbir teşkilat izin vermemelidir. Çünkü asıl güç, birbirini yıpratmakta değil; doğru insanları koruyabilmekte saklıdır.
Son söz olarak şunu ifade etmek isterim:
AK Parti’nin en büyük sermayesi, makamlar değil; gönül kazanmış insanlarıdır. O gönülleri kırmadan, emek verenleri küstürmeden ve sahadaki karşılığı doğru okuyarak hareket etmek hem teşkilatın hem de davanın geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.
Çünkü dava adamlarını korumak da en az dava için çalışmak kadar kıymetlidir.