Sitedeki Yeriniz : Ana Sayfa » Haberler » KÖYLERİN UNUTULAN MİSAFİRLERİ: KALAYCILARA NE OLDU?

KÖYLERİN UNUTULAN MİSAFİRLERİ: KALAYCILARA NE OLDU?

 Fotoğraf

 KÖYLERİN UNUTULAN MİSAFİRLERİ: KALAYCILARA NE OLDU?

Bir zamanlar Anadolu köylerinin vazgeçilmez seslerinden biriydi kalaycıların sesi… İlkbaharla birlikte omuzlarında örsleri, ellerinde çekiçleri, sırtlarında kalay takımlarıyla köy köy dolaşırlardı. Onların gelişi sadece bakır kapların yenilenmesi değil, aynı zamanda eski bir kültürün yeniden canlanması anlamına gelirdi.

Eskiden hemen her evde bakır tencereler, kazanlar, leğenler ve çinko kaplar bulunurdu. Bu mutfak gereçlerinin sağlıklı ve uzun ömürlü kullanılabilmesi için belirli aralıklarla kalaylanması gerekirdi. Çünkü bakırın oksitlenmesi insan sağlığı açısından risk oluşturabiliyordu. Kalaylama işlemi ise hem kapları koruyor hem de yemeklerin güvenle pişirilmesini sağlıyordu. 

Kalaycılar, köylerin adeta beklenen misafirleriydi. Köy meydanına ya da muhtarın gösterdiği boş bir alana ocaklarını kurar, ateşlerini yakar ve günlerce çalışırlardı. Evlerde biriktirilen tencere ve kazanlar sırayla onlara teslim edilirdi. Kalaycılar sadece zanaatkâr değil, aynı zamanda haber taşıyan, sohbet eden, hayat tecrübelerini paylaşan insanlar olarak da toplumun hafızasında yer etmişti.

Yaşlıların anlattığına göre, kalaycıların köyde kaldıkları süre boyunca yeme içmeleri köylüler tarafından karşılanırdı. Her ev onları ağırlamak için adeta yarışırdı. Çünkü onlar, emekleriyle mutfakları yenileyen, bereket getiren insanlar olarak görülürdü. Anadolu’nun birçok bölgesinde aynı kalaycının yıllarca aynı köyleri ziyaret ettiği, köylülerin de başka kalaycılara kaplarını emanet etmek istemediği biliniyor. 

Ancak zaman değişti…

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çelik, alüminyum, emaye ve teflon ürünler mutfaklarda yerini almaya başladı. Fabrikasyon ürünlerin yaygınlaşması, bakır kapların kullanımını büyük ölçüde azalttı. Bir zamanların gözdesi olan bakır tencereler ya evlerin raflarına kaldırıldı ya da köylere gelen çerçilere bardak, tabak ve plastik eşyalar karşılığında verildi.

Bakır kapların azalmasıyla birlikte kalaycılık mesleği de yok olma sürecine girdi. Eskiden her çarşıda birkaç kalaycı dükkânı bulunurken bugün bu mesleği sürdüren usta sayısı parmakla sayılacak kadar azaldı. En büyük sorun ise çırak yetişmemesi. Ağır çalışma koşulları ve ekonomik getirinin düşmesi nedeniyle gençler bu mesleğe ilgi göstermiyor. 

Peki kalaycılara ne oldu?

Aslında onlar tamamen kaybolmadı. Anadolu’nun bazı şehirlerinde, eski çarşıların dar sokaklarında hâlâ o ateşin başında emek veren birkaç usta bulunuyor. Fakat bu ustalar, kendilerinden sonra bu mesleği sürdürecek kimsenin olmadığını söyleyerek endişelerini dile getiriyor.

Kalaycılık sadece bir geçim kapısı değildi; aynı zamanda paylaşmanın, güvenin ve komşuluğun sembolüydü. Kalaycılar, köy hayatının sessiz kahramanlarıydı. Onlar gittikten sonra sadece bir meslek değil, köy odalarındaki sohbetler, kapı önlerinde kurulan dostluklar ve kadim Anadolu misafirperverliğinin bir parçası da tarihe karıştı.

Bugün eski bakır tencereler raflarda birer nostalji eşyası olarak duruyor. Belki de o bakırların üzerinde hâlâ yıllar önce köye gelen son kalaycının emeği, çekicinin sesi ve ateşin izi saklıdır.

Ve şimdi şu soruyu sormanın tam zamanı:

Kalaycılar gerçekten kayboldu mu, yoksa biz mi onların kıymetini unuttuk


08:52, 15.06.2026

Haber Fotoğrafları


Haber Yorumları

DOĞU GÜNEŞİ GAZETESİ ARDAHAN'DA GÜNLÜK YAYIN YAPAN MÜSTAKİL VE SİYASİ BİR GAZETEDİR. İLETİŞİM; SAHİBİ VE GENEL YAYIN YÖNETMENİ MEMET AVŞAR; 05414757500